|
Yönetim Ödevi
Sakarya Ünivesitesinde e-mba programına kayıt yaptırdığımı söylemiştim. İlk Ödevler verildi, yönetim dersinde verilen ödev; "Mintzberg?e göre yöneticilerin her gün oynadıkları 10 Temel Rol vardır. Bunlar, temsil, önderlik, eşgüdüm, gözlem, bilgilendirme, konuşmacı, girişimci, arabulucu, kaynak paylaştırıcı ve müzakereci." Bu 10 temel rolller ilgili bir kaç soruyu yöneticlere sormak. işte ödevim buydu. Hemen değerli yönetici tanıdıklarımdan(arkdaaşlarım, hocalarım) izin istedim sorularımı sordum. İyi derecede bir not aldım. Sorularıma seve seve cevap veren değerli yönetici, arkadaşlarıma/hocalarıma teşekkür ederim.
|
| Tarihi:10.05.2011 14:03:00 |
|
Steve Jobs'tan Bir Söz
"İleriye bakarak noktaları birbirine bağlayamazsınız; bunu ancak geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu nedenle noktaların gelecekte bir şekilde bağlanacağına güvenmelisiniz. Bir şeye inanmalısınız, cesaretinize, kaderinize, hayata, karmaya her ne olursa. Bu yaklaşım beni asla yanıltmadı ve hayatımdaki tüm farkı yarattı."
Steve Jobs
|
| Tarih:10.05.2011 13:20:00 |
|
Tutku
?Tutku, vizyonunuzu güdüleyen duygusal yakıttır. Fikirleriniz sizi yıkmak isteyen insanlar tarafından tehdit edildiğinde, uzmanlar ve size en yakın insanlar tarafından reddedildiğinizde, yaslandığınız şeydir. Hayalinizi dışarıda doğrulayan hiçbir şey yokken devam etmenizi sağlayan yakıttır. Tutku sizi aksiliklerden korumaz ama hiçbir başarısızlığın final olmadığını garantiler.?
Bill Strickland
|
| Tarihi:10.05.2011 13:11:00 |
|
Sevdiğim sözler
Suskunluğum asaletimdendir Her lafa verilecek bir cevabım var Lakin; Bir lafa bakarım laf mı diye, Bir de söyleyene bakarım adam mı diye Mevlana
|
| Tarih:04.05.2010 16:00:00 |
|
|
Türkiye Kupası
Maçtan önce favorim beşiktaştı ama bu kadar fark beklemiyordum açıkçası. Feneri bu kadar aciz gördüğümü çok az hatırlıyorum, daha önceleri favorim fener olurdu hep. Fenerin bu kadar aciz duruma düşmesinin tabiki çok sebebi olabilir, ama emre ilk 20 dakikadan sonra nerdeydi ne yaptı, bir butbolcu 20 dakika mı oynar, o kadar parayı 20 dakika içinmi alıyor bunu anlamak güç. Belliki artık fenerliler bu sözonu kafalarında bitirmiş. Keza Alex hatırladığım bir kaç pozisyondan başka göremedim onuda. Beşiktaşta şu oyuncu bu oyuncu iyi demeye gerek yok, takım oyunu oynuyorlar maç bitmeden maçı bırakmıyorlar gördüklerim bunlar. Beşiktaşı ve beşiktaşlıları tebrik ederim bir galatasaraylı olarak.
|
| Tarihi:14.05.2009 09:37:00 |
|
|
Bir Hikaye
Bir inşaat ustası, yıllarca çalıştıktan sonra artık emekli olmak istediğini patronuna iletmiş. Patronu üzülmüş iyi bir usta kaybetmek istememiş ama madem karar vermiş yapacak bişey yok deyip, ustasına senden son bir isteiğim var. Bugüne kadar bir çok ev yaptın, son bir ev yap emekli ol demiş, istemeye istemeye kabul demiş usta. usta çabuk emekli olmak için aceleyle çokta sağlam olmayan bir ev yapmış patrona anahtarını teslim etmiş. Patronda ona bu yaptığın son evi senin için yapmanı istedim bu ev senin!
|
| Tarih:31.05.2008 13:45:00 |
|
|
Güzel Bir Hikaye
Beş yaşında idim. > Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. > Bir tane yere düştü. > Babaannem eğildi, aramaya başladı. > Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu > Çocukluk iste, > -Aman babaanne dedim. > - Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi? > Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. > -Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi. > - Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. > Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi > var biliyor musun?' > Utancımdan kıpkırmızı olmuştum. > > Aradan yıllar geçti. > Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. > Alain'in proposlarini okuyorum. > Birden irkildim. > Babaannemi hatırladım. > Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün > uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. > İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz > nuru, el emeği vardır diyordu. > > On dokuz yıl evveldi. > Stockholm'e gitmiştim. > Bir otele indim. > Geceydi. > Sabahleyin, traş olmak i çin lavaboya gittiğimde, aynanın yanında > ilginç bir not gördüm. > 'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya > bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı > olun' diyordu. > Doğrusu hayretler içinde kaldım. > Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. > Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı. > İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe & > nbsp;gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica > yollu uyarıda bulunuyordu. > > İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir > haberi duyurur. > 'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı > yapın. > Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, > gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü > dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. > Fazla ağaç ziyanına engel olun.' > > Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır. > Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül > edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir. > Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler. > Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. > Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış bo rçlar > gırtlağı aşıyor. > Zamanın başbakanı meclisi toplar. > Kürsüye çıkar. > Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve; > -Şu andan itibaren der, > -Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna > kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. > -Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. > Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası > açılır. > Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, > tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. > Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. > Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak... > > *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere > akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek > yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor > muyuz? > > *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o > kadar birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç > unutmadım. > > Bir mıh bir nalı kurtarır. > Bir nal bir atı, bir at bir komutanı, > Bir komutan bir orduyu, > Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.. > > Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, > hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. > Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.
|
| Tarihi:28.05.2008 15:22:00 |
|
|
örnek kodlar
iletişim
|